İlker Altun
Son günlerde siyasi gündemi meşgul eden bir konu var. Siyaset ile ilgilenen ilgilenmeyen herkes muhalefette değişimi konuşuyor. Ana muhalefet partisi olması ve yakın tarihte kurultaya gideceği için Cumhuriyet Halk Partisi, bu konuda en çok tartışmalara konu olan parti. Çoğu kişi tarafından 38. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı, 1972 yılında yapılan 5. Olağanüstü Kurultay’a benzetilmektedir.
1965 VE 1969 SEÇİMLERİ
1972 yılında yapılan 5. Olağanüstü Kurultayı anlamak için 1965 ve 1969 seçimlerinin sonuçlarını ve seçimlerden sonra CHP’de oluşan durumu bilmek gerekir. CHP 1965 seçimlerine, partinin parlak iki adamı Bülent Ecevit ve Turhan Feyzioğlu’nun kaleme aldıkları sosyalist vurgular taşımadan sosyal adalet ve sosyal güvenliğe ağırlık veren yeni bir bildirge ile girdi. Bülent Ecevit, partinin konumunu “ortanın solu” diye tanımlamaktaydı. Bu tanımı ilk kez Genel Başkan İnönü kullanmıştı. Ancak CHP 1965 seçimlerinde bu yeni tutumundan bir yarar sağlayamadı. Süleyman Demirel’in genel başkanlığını yaptığı Adalet Partisi, oyların %52,9’unu alarak TBMM’de 240 sandalye kazandı ve tek başına iktidar oldu. CHP ise %28,70’lik oy oranı ile TBMM’de 134 sandalye kazandı. Bu yenilgiden sonra CHP içerisinde sert tartışmalar başladı ve yenilgiden “ortanın solu politikası” sorumlu tutuldu. Fakat İsmet İnönü, Bülent Ecevit’in yeni programlarını destekledi ve Bülent Ecevit 1966’da partinin genel sekreteri seçildi.
CHP’nin büyük kentlerdeki oy oranının arttığı 1968 yerel seçimleri, ortanın solu çizgisinin etkili olmaya başladığını işaret eder gibi gözükmüştü; ancak 1969 genel seçimlerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Süleyman Demirel’in partisi, Adalet Partisi, %46,55 oy oranı ile TBMM’de 256 sandalye kazanarak tek başına iktidar oldu. CHP bu seçimlerde, o zamana kadar olan en düşük oy oranını (%27,37) alarak TBMM’de 143 sandalye kazandı.
12 MART MUHTIRASI
1968 yılında başlayan öğrenci olayları kısa zamanda üniversitelerden sokaklara taşmış ve bütün ülkeyi sarmıştır. Anarşist olaylar birbirini izlemiş, hükümet güç durumda kalmıştır. Bunun üzerine 12 Mart 1971 günü saat 13’te radyodan okunan ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur’un imzalarını taşıyan bir muhtıra verilmiştir. Muhtıranın verilmesinin gerekçesi olarak; ülkenin anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sürüklemesine parlamento ve hükümetin tutum, görüş ve icraatları neden gösterilmiştir. Muhtıradan sonra Başbakan Süleyman Demirel istifa etmiştir.
12 MART MUHTIRASI’NIN CHP’YE ETKİSİ VE BÜLENT ECEVİT’İN İSTİFASI
12 Mart Muhtırası, CHP’de lider değişikliğine ulaşan olaylar zincirinin ilk halkasıdır.
Muhtıra sonrası Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, İnönü ve Demirel’den atayacağı tarafsız başbakanın kuracağı hükümeti desteklemelerini istemiştir. İnönü de “Memleketi boşlukta bırakmaya niyetimiz yok” diyerek istenen desteği vereceğini belirtmiştir. Nihat Erim’in CHP’den istifa ettirilerek Başbakanlığa atanması, Genel Başkan İsmet İnönü ile Genel Sekreter Bülent Ecevit arasında görüş ayrılığına neden olmuştur.
Muhtıra sonrası Bülent Ecevit’in TRT’de verdiği demeçte 12 Mart Muhtırası’nın, Yunanistan’daki asker cuntasının çok daha incesi olduğunu söylemesi parti içinde büyük bir tepki yarattı. Bu demeçten kısa bir süre sonra CHP’nin hükümete bakan vermesine de karşı çıkan Ecevit, genel sekreterlik görevinden istifa etti. Ecevit, İsmet İnönü’ye yazdığı istifa mektubunda “demokratik rejim ve CHP için çok hayati saydığı bir konuda görüş ayrılığına düşmesini” gerekçe göstererek eşsiz önderliğiyle kendisine yol gösteren İsmet İnönü’ye minnet ve şükranlarını iletmiştir.
ADIM ADIM KURULTAYA
CHP; adım adım Kurultay’a giderken parti içindeki Ecevitçiler mahalle, ilçe ve il delege seçimlerinde üstünlük kurmuşlardı. Adana, İzmir ve Antalya kongrelerini kaybettikten sonra Ankara il kongresinde ayakta alkışlanan İsmet İnönü, yenilginin önüne geçememiştir. İnönü, CHP’nin kendi içinde, büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu ve bu tehlikenin Bülent Ecevit’ten kaynaklandığını ifade etmiştir.
KURULTAY
6 Mayıs 1972 tarihinde kurultay, İsmet İnönü’nün kısa bir açılış konuşması ile başlamıştır. Konuşmadan sonra divan başkanlığı seçimi yapılmış, seçimi Ecevitçilerin adayı Sırrı Atalay kazanmıştır. Kurultaydan önce başlayan eski delege–yeni delege tartışmaları kurultayda da devam etmiştir. İsmet İnönü, yeni delegelerin kurultaya alınmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Seçimlerden sonra kürsüye çıkan İsmet İnönü, kurultaydan genel başkanın birlikte çalışabileceği bir yeni parti meclisini seçmesini; böylece partinin çıkmazdan, tehlikeden kurtulacağına dair bir konuşma yapmıştır.
Kurultay’ın ikinci günü sert tartışmalar içinde geçmiştir. Bülent Ecevit karşıtı Adana Milletvekili Kemal Satır, Ecevitçilerin “dayanılan temelleri çökerterek yeni bir parti yaratmak” amacını güttüklerini ileri sürmüştür. Kemal Satır’ın bu açıklamalarından sonra “Parti meclisinin işlem ve eylemlerinin eleştirilmesi ve güven oylaması” başlamıştır. Bir süre sonra parti kürsüsünde söz alan Bülent Ecevit; Atatürk’e bağlılık, İnönü’nün partideki doldurulamaz yeri, CHP’de yürütülen geleneksel yönetim ve önderlik, teşkilatların durumu, parti tüzüğünün askıya alınması ve genel sekreterlikten istifası hakkında konuşma yapmıştır. Ecevit, konuşmasını şu sözlerle bitirmiştir:
“Bizler buradan, her kanunsuzluğa, her keyfi buyruğa boyun eğen kendi iradelerini kanun içinde yürütme hakkında feragat eden partililer olarak ayrılırsak, bir daha parti olarak vatandaş huzuruna çıkamayız. Çıksak bile haktan, hukuktan, demokrasiden söz edemeyiz… Daha açık söylüyorum, vereceğiniz karar şudur: Demokratik bir partinin kanunlara saygılı üyeleri mi olacağız, yoksa kapıkulları mı olacağız? Karar sizindir. Hepinize saygılar sunarım.”
Ecevit’in konuşmasından sonra kürsüye çıkan İsmet İnönü kısa bir konuşma yapmış, “Ecevit’i dikkatle dinledim. Siz de dikkatle dinlediniz. Bana oy verirseniz kapıkulu olacaksınız. Bana saygının, dostluğun işareti bu imiş” demiştir.
Kurultayda yapılan oylama sonucu 1217 delege oy kullanmış, 709 güvenoyu, 507 güvensizlik oyu, 1 çekimser oy verilmiştir.
İsmet İnönü, kurultaydan çıkacak olumsuz karara göre istifa edeceğini söylemişti. 8 Mayıs 1972 günü İsmet İnönü istifa etti. Böylece İsmet İnönü’nün, 26 Aralık 1938’de başlayan 33 yıllık genel başkanlığı sona ermiş bulunuyordu.
BÜLENT ECEVİT’İN CHP GENEL BAŞKANI SEÇİLMESİ
İsmet İnönü’nün istifa ile yeni genel başkanını seçmek için Kurultay, 14 Mayıs günü tekrar toplandı. Kurultay’da tek aday olan Zonguldak Milletvekili Bülent Ecevit, 826 oyla CHP’nin 3. Genel Başkanı oldu. Genel Başkan seçilmesinden sonra kürsüye çıkan Ecevit; İsmet İnönü’nün yerini almadığını, parti içinde yaşanan kırgınlıkların giderileceğini, partide birliğin tekrar sağlanacağını, CHP’nin kuracağı yeni düzenin yoksulluk ve sömürüyü ortadan kaldıracağını ifade etmiştir.
SONUÇ
Genel başkanların uzun süre görev yapması CHP’de bir parti kültürü haline gelmiş olsa bile yeri ve zamanı geldiğinde genel başkanlar istifa da etmiştir. 1972 Kurultayı, günümüz CHP’sini özetleme konusunda biz gençlere iyi bir referans olabilir. Değişimi istediğimiz bugünler de unutmamamız gereken bir şey vardır. O da değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.
KAYNAKÇA
Karpat, K.H. (2019). Kısa Türkiye Tarihi. Timaş Yayınları, 204-207.
Öğütveren, Ü. (2014). Cumhuriyet Halk Partisi’nin Beşinci Olağanüstü Kurultayı ve Bülent Ecevit: 5-7 Mayıs 1972. Bakınız: https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12575/31796
Zürcher, E.J. (2022). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İletişim Yayınları, 290-291.